Bitek topraklarda; insan kılığında bedenlenip göklerin sonsuzluğunda ışık seli gibi yayılan-yaratıcılığı, bereketi, cinselliği, doğumu, çocuk büyütmeyi ve gelişme döngüsünü temsil eden analık simgesi-Kibele; doğuştan gelen yazgısını kabullenen Anadolu’daki vârislerine taze çalı ve çiçek kokulu nefesiyle çağlar öncesinden seslenir: ‘’Sizler; yaşamın mayası, yaratma eyleminin nüvesi, araştırıcı yeteneğin özüsünüz…’’ 

ARKA KAPAK YAZISI  

Duygularının içinde göçebe gibi yaşayarak, karanlıktan aydınlığa çıkmaya çalışan, umuda ve özgürlüğe susayan insanın öyküsüdür “Kybele’nin Vârisleri”. Gelenekçi, tutucu, insan duygularına kapalı bir toplumun, enkazı altında kalan yaralı kadınların, sıra dışı yaşamını gerçeklik masasına yatıran Fatma Türkdoğan, başarılı kurgu ve sıradışı anlatımıyla okuru, üzerinde durulması gereken düşünce mantığının içine çeker. Buna karşılık bu enkazın altında kalmayan uçuk yaşamları ironiyle gerçeğe yaklaştırır. Kırsal izlekli bir anlatımla ayrıntıyı görünür kılar.  Doğa betimlemeleri öykülerin zenginliği oluştururken, konuşmalarda yerel ağzın kullanılmasındaki ustalık dikkat çekicidir. Sık sık temiz yüreklerin kapısını çalar. Kişinin gizlemek zorunda kaldığı duygularına dokunur.

 

“Kybele’nin Vârisleri” kendine direnmekten korkmayanların; düşten öte bir vakitte okunması gereken öyküleridir.  

Gönderen: Serpil TUNCER

22-11-2016